AN[LAM]’A


zmn

Genelde yüzlerdir hızla geçerken göremediğimiz. Sen de öyle geçip gidiyorsun, insanlık ana caddesinden. İnsanlar geçiyor hikayenin orta yerinden. Kimseyi görmeden ve kimseye görünmeden. Telaş içinde. Kaybolmaya acelesi varmış gibi. Omuzlara çarpa çarpa. Yıkıla devrile. Düşe kalka. Bir yüzle karşı karşıya gelmekten korkar gibi yüzün yerde. Sesin soluğun çıkmadan.

Bir dur. Yolunu kesmiyor mu hiç kimse. Kesişmiyor mu yolun bir Allah’ın kuluyla. Nereye gidiyorsun? Nereden geliyorsun? Necisin? Bir ses ver, böyle çekip gidemezsin. Bir yüze dön o mübarek yüzünü. Bir gülümse. “Selam!” de. Korkuyor musun? Kibirden mi? Nefretten mi? Utanıyor musun? Duramıyor musun? Anlayamıyorum. Sen bir şey anlayabiliyor musun?

Yanımdan geçip gidiyorsun. Geri dönsem, ayaklarımın değdiği yeri kaçıracağım. Şimdiyi ıskalamaktan korkuyorum ve geriye dönemiyorum yine. Anlamak için an yetmiyor. Anları eklesem birbirine anı olmuyor. Hiçbir kelime yok hikayede. Varsa da duyulmuyor uzaktan. Yeterince yakınında durmak sabretmek gerek. İnsan kendine zulmedicidir. Böyle güzel işlerde sabredici değil. Anlam derinlerde. O derinliği yakalamak için durmaktan başka çare yok. Ben dursam da sen durmuyorsun. İkimiz de dursak, “an” kalmayacak. Anladım, bu iş böyle olmayacak. Biri bu gidişe bir “dur” demeli. Gücü yetmez kimsenin durdurmaya. Gücü yetmiyor insanın durmaya.

Sona doğru ilerliyor her şey. Sona doğru geriliyor  her şey belki de. Yay geriliyor. Yavaşlıyor nefesler. İnsan bir adım daha geriliyor. Yenilgi defteri soldan soldan veriliyor. Bitince “belki” o manaya eriliyor. Yanımızdan geçen yüzler. Kaçırdığımız fırsatlar. Adımızın en çok geçtiği sesimizin en çok duyulduğu menkıbeler. Yüzümüze vuruluyor. Her şey bitince bak nasıl da duruluyor.

Okumalıydım yüzünden.  Benim için yazıldığını o “an” hissetmiştim. Zamanım yoktu. Sen miydin? Eğilemedim. Yükselemedim. Burnum havadaydı belki ruhum yerlerde sürünürken. Bilmiyorum. Çarpılmıştım o kalabalık caddede.  Duramadık. Aradık birbirimizi bulamadık. Mevsimler geçti. Her mevsim rüzgarın esti. Hissettim. Bir şeyler beni sana çağırdı. Seni bana çağırdı. Şahidim. Gidemedim. Sen de gelemedin. Geçti. Yeni bir şans daha. Yok.

İnsan kaçırıyor. Hikayenin başını. İlk bakışını. Mahşer yerinde bulamıyor aradığını. Onu arayanı. Anlamlar anlara saklanmış kimseye görünmeden gidiyorlar. Yüzlerine bakmadan. Onları arayan kimse yok. Biri tutsa elinden bir anlamın çevirse yüzüne yüzünü. Baksa baksa baksa. Anlamasa da baksa. Anlam aksa iki bakıştan birbirine.  Anlamaksa murad insan baksa anlar. Sanıyorum.

Ayak seslerinin tik takları ruhumu kemiriyor. Dursana. Her adımda mananın üstünde yeni bir perde geriliyor.  Hikayenin son paragrafı. Belki birkaç nefes daha var. Her şeye ulaşmak böyle kolayken insan nasıl hala yeniliyor . Sözle ulaşılabilecek hiçbir hikmet kalmadı. Sussam. Bir daha konuşmasam. Açsam o kalabalık caddede kollarımı makas gibi. Sükut dursam. Gelsen beni sarsan. Sarsılsam.. Anlasam sonrası sonsuz. Bilemedim seni hiç,  sen “bela” ile yazılmış fermansın. Durmayışından tanıdım seni, hızla geçip gidişinden, her bulduğumu sandığım yerde kaybedişimden tanıdım. Zamansın.

 

1 views

Bir yorum ekleyin