A[RAMAK]


aramak

“Ne aradığını biliyorsan,

bulamamak dert değil,

nazıdır aradığının.”

 

Aramak derdim seni anlatacak olsam. Senin adın a-ramak. İğneyle kuyu kazar gibi sabırlı arıyorsun.

Gözlerin yüksek derece miyop-astigmat, bulanık görüyor baktığını. Dert değil aramanın ruhu uçuran bir heyecanı var. Evreni görür gibisin bulduğunu sandığın anlarda. Kaydedilmesi imkansız  bir resmi görmüş, o resme benzettiği her resme hayran olmuş bir kalbe, aramak en güzel hediye. Bulmak istemiyorsun. Aramak aramak aramak. Ararken kaybolmak, bulunmamak. Hayatının kısa özeti: ararken kaybolmak. Kaybetmek sözlüğünde yok. Kaybolmak her kelimenin eş anlamı. Bulmak: iptila. Ruhun aramaya müptela.

Genç kişi niyetine kazılmış taze bir mezar gibi acı veriyor bazen aramak. Ruh sadece aramak istese de göz bazen görmek istiyor. Bulduğun bir şey yok. Omuzlar çöküveriyor böyle koyu hüzün zamanlarında. Gözlerini kapattığında görünmüyor o ilk sahne bile. Suluboya bir resim suya düşüveriyor. Renkler bulanıyor birbirine. Mide bulanıyor. Dünya ayaklarına dolanıyor. Biçare insan. Durgun sular gibi çürüyüveriyor hayat. Derin bir kuyuya atıyorsun bedeni. Kervanlar geçip gidiyor. Susayan yok. Kuyuda yankılanıyor sitemli fısıltılar. Acılaşıyor kuyunun suyu.  O tatlı su bile bulanıyor. Göze almalı insan böyle aramayı. Alamıyor. Görme çağında aramak zor. Anlaşılamıyor. Göz, görmeyi bulmak sanıyor. El, dokunmayı. Kalp, sevmeyi. Dil, olmayan bir tadın peşindeymişsin sanıyor. Kulak, her şarkıda eksik kalmış notaları arıyor. İnsan böyle aldanıyor. Ruha esen ilk nefes anını böyle bir çağda yakalamak zor. Ruhun kanması, neredeyse imkansız. Ruhun açlığını doyuramayan insan, bütün azalarının gürültüsünde kayboluveriyor. Evet, önce sessizlik vardı ve insan gürültüde kaybolacak. Ayaklarının bastığı zemin kayıveriyor. Kuyu üzerine yıkılıveriyor. Ruh acıyor.

Harabeye inceden bir ışık sızar gibi ümitle arıyorsun durmaksızın. Her nefeste bir iştiyak.  Ararken kaybolan insanı bir bulan mutlaka oluyor. Evren oluyor insan böyle zamanlarda. Hissi kablel vuku. Bir gölgenin peşine yeniden düşüveriyor. Her ayeti aramaya tefsir ediyor. Işık-gölge, ışık-gölge. Çölünün orta yerinde kalakalıyor. Bütün duvarları yıkılmış, bütün suları çekilmiş. Eski bir kuyu, antik bir harabe gibi. Her adımda bir yaklaşma hissi. Ayakları yere basmıyor da uçuyormuşçasına. Esen rüzgarlar aramaya teşne insanı sarhoş ediyor. Hayat bir serapa doğru yürüyüş. Her adımında uzaklaşıyor. Sen durunca yaklaşıyor. Ümit-korku, ümit-korku.

Su üstüne yazı yazar gibi gizlice arıyorsun. Yalnız başınasın ve hep aynı şarkıyı mırıldanıyor dilin. Yaklaşsalar duyulmayacak kadar kısık sesin. Yaklaştırmıyorsun. Gözlerini ufuktan ayırmıyorsun. Seni hep öyle hayal ediyorum ben. Bir denize karşı dimdik duruyor ve ufka bakıyorsun. Martılar, deniz sen söylemesen de anlıyorlar duruşundan. Ben bir ömür baksam da anlayamadım seni.

Aradıklarından biri olmadığımı biliyordum ilk andan beri. Birlikte kaybolalım isteyeli peşindeyim. Sen arıyorsun. Ben hikayeni kaydediyorum seyir defterine. Sonsuzluğa ramak kala gibisin…

İğneyle kuyu kazar gibi…

Genç kişi niyetine kazılmış taze bir mezar gibi…

Harabeye inceden bir ışık sızar gibi…

Su üstüne yazı yazar gibi…

Arıyorsun…

1 views

Bir yorum ekleyin