BEYAZ


İkibinonyedi. Yaşım kırk. Yorgunluğum yüzü devirmiş. Bakışım yerde, omuzlarım çökük. Ümitsiz, enerjisiz zamanlar. Gittikçe azalan bir şeyler var. Zaman değil. O bir türlü bitmiyor. “Bitse de gitsem” içimden geçen her cümlenin gizli ajandasında. Kafamı taşlara vurmuşum, derin yaraları kanatmışım, kanadı kırmışım, gökyüzünden uzakmışım. Yüzü yere dökmeye tutsakmışım. Gökyüzünde uçurtma uçurduğum yıllar efsanesini gömmüşüm toprağa. Çok derine. Belki bir göğe baksam, yeniden bulacakmışım. Bakmamışım…

“Dünya güzel bir yer değil, yer yüzünde fesat kol geziyor. Bütün güzel sıfatlar başka alemlere iltica etmiş.” Hayır inanmıyorum. Hala gökyüzünde kuşlar uçuşuyor.  Bakmasam da biliyorum. Güzel sıfatları görmek zorlaştı sadece. Bakışlar bulandı belki. Kalpler karardı belki. Bahar her yıl itinayla geliyor. Güzel görmeye aşina gözlerim, görmeye görmeye güzelin varlığını inkar edecek değil. Kör de değilim nankör de. Görmeyene de kör denir bakmayı bilmeyene de. Küstüm de her çağıran sese sırtımı çeviriyorum sadece. Benimki naz makamı. Kibir değil.

Bir gün… Kanat sesleri. Bir aydınlık. Omzumda beyaz bir güvercin. Gözlerinden ay ışığı yansıyor. Mırıltısında melodiler. Minicik bedeni, gökyüzü gibi geniş bir ruh saklıyor. Gözlerimi ondan alamıyorum, aylardan sonra belki ilk defa yeniden, gökyüzüne bakıyorum. Kanatlarının rüzgarı ruhumun üstündeki külleri uçuruyor. Ruhumun ayakları yerden kesiliyor yeniden. Ruh, bir nefes. Göz, ayna. Gözlerinin penceresinden evreni rasat edebiliyorum. Her şey anlaşılır ve bir şey… Her şey mümkün. Bütün güvercinlerimi azat ediyorum. Gökyüzünde gözüm. Ah, kanatlarım yok. Uçamıyorum. Ruhum yıkılmış taştan bir heykel. Bedenim kalıntılar altında kalmış. Bende uçmak, düşmeye denk. Uçuş sesleri ruhumun enkazını topluyor. Bedenim çakılı. Şaşkın. Dilim artık şükürbaz.

Gözlerinde eşyayı saran sarmalayan, anlayan, sorgulayan bir şeyler var. Havaya nefesinden karışan ruh izleri. Sarıyorlar her yanı. Kanatların, orkestra. Bakışın… O ne muhteşem manzara. Dağ başlarından vadilere doğru adını bağırmak istiyorum. Yankılansın, yankılansın, yankısı sonsuzlansın. Herkes duysun istiyorum. Bir dolunaya bakıyor gibi doluyorum görüverince. İçimde aydınlık patlamaları. Kalbim aydınlanıyor. Sızıyor sevincim var olduğunu her düşünüşümde. Hayret ufuklarında dolaşıyorum, bu dünyada böyle engin ruhlar da mı var? İçimde bütün korkuları ümide çeviriyor, beni senin yanına yazan kalem. Az da olsa, kısacık da, bir anlık da. Bir büyük ruha bu kadar yakın olmak cezbedici. Ayakları yokluğa meyilli varlığımı kendine çekiyor, beni ne çok seviyor diyorum, sevginin asıl sahibi. Bu dünya bana göre bir yer hiç olmadı. Uzaklarda bir gezegenden, bu dünyaya açılan bir pencereden bakıp geçen bir yolcuyum. Konmayacak… Konaklamayak… Konuşmayacaktım. Anlatmaya rütbem yok, anlayacak kimsem yoktu. Bir beyaz güvercin omzuma kondu. Zaman dondu. Olan oldu…

 

1 views

Bir yorum ekleyin