düşmek üzerine


up76

 

Yerdeyim. Yüzükoyun kapaklanmak dedikleri bu işte. Düşmenin de bir tadı var. Acı. İnsan düşenin kendi olduğunu hemen ilk anda anlamıyor. Ben de düştüm. Dizlerim dirseklerim kanıyor. Hissediyorum. Vücudumda karıncalanmalar başladı, belki felç geçirdim kısa süreliğine. Yüzüm gözüm yara bere doldu. Ben düşsem de her şey aynı ritminde devam ediyor. İnsanlar işlerine hızlı adımlarla gidiyorlar. Bekleyenler saatlerini dakikada birkaç sefer kontrol ediyorlar. Bir geç kalmışlık hissi var. Ben düşüşümü yaşıyorum. Yüzüm yerde, hareketsiz kalmam gerektiğini söylüyor içimden sesler. Kıpırdayamıyorum. Parmak uçlarıma iğneler batıyor. Bacaklarım titreyecek ve yeniden düşeceğim diye kalkmaya teşebbüs etmiyorum bile. İnsanlar gelip geçiyorlar yanımdan. Beni görmüyorlar, belki başka şeyler düşünüyorlar. Yardıma ihtiyacım olmadığını düşünüyor olabilirler mesela. Mesela benden uzak kalmalarını istediğim duruşumdan anlaşılıyor olabilir. Mi? Elini uzatanlar oluyor, görmezden geliyorum. İçlerinden deli olduğumu geçirdiklerinden eminim. Deli olmadığımdansa emin değilim. Böyle iyiyim şimdilik. Burada böyle kalkmam gereken vakti kendim belirlemek istiyorum. Kan kaybından ölecek değilim sanırım.

İnsan düşer. En çok kendi çelmesiyle düşer insan. Kendi ayaklarına kendisi dolanır. Benim de öyle oldu. Dalmış düşünüyordum “ne olacağım ben?” diye. Cevap böyle geldi. Bastığım yere değil, başka yönlere çevirmiştim bakışımı. İçime dalmıştım iyice. Nasıl oldu bilmiyorum aslında. İki ayağımın birden yerden kesildiğini fark ettiğimde ellerimi cebimden çıkarmaya çalıştım sadece. Daha konforlu bir düşüş için. Pek istediğim gibi olmadı. Sanırım parmaklarımda kırıklar var. Kafam da çarptı maalesef. Düşme konusunda yeterince tecrübeli değilim. Ama dengemin bu kadar çabuk bozulması pek hayra alamet değil. Dengesizleştiğime dair mesajlar alıyorum evrenden. Yerin kulağına eğildim, ahmak olduğuma dair bütün sırları fısıldıyorum. Burnumun kemikleri sızlıyor. Sanırım yüzümde yere ilk temas o koca burnumla oldu. Daha önce birkaç sefer burnum darbe almıştı. En azından darbelere alışkın bir organım olaya el atmış oldu. Ya da bu işe de burnunu soktu diyelim.

Düşenin dostu olmaz derler. Düşene de bir tekme de sen vur derler. Düşmez kalkmaz bir Allah derler. Allah düşürmesin derler. Gözümden düştün derler. Düşman derler. Düşmanın da kökünün düş-mek olduğuna eminim. İnsanlar düşene uzak durmayı tercih ediyorlar dünyada. Burada yerle yeksan bedenim yere paralel uzanmışken bunu anladım işte. Bir aydınlanma benim için. Kimseye ihtiyacı olmadığını anlıyor insan düşünce. Evet, benim de kimseye yok ihtiyacım. Yeniden kalkmak için her şeye sahibim. “Hayır, istemem bir başkasını yalnız da ayağa kalkabilirim.”

1 views

Bir yorum ekleyin