düşün


blurte

Neye acelen vardı böyle, dizlerini kanattın. Dursan biraz otursan, sakin, sade… Sağalsa yaraların. Bir demli çayımı içsen, biraz düşün/sen. Bir düşün vardı. Anlatsan… Dinlerdim. Derdin de vardır bir düşün varsa…Bir cümleye bir türlü sığdıramadığın.  Yine hazırlanmış bavullar. Sönmesin gözlerinde saklı harlı ateşin. Her şehirden hemen kaçıverecekmiş gibisin. Yaşayamıyorsun. Haksızlık etme. Hangi şehirde bıraktın hesapsız, gözü kara, delikanlı yanlarını. Durup durup özlüyor musun? Heyecanlı, hevesli konuşmalarını hayal ediyorum. Gözlerin kaçıyor bazen uzaklara. İşte o anı durduruyorum zihnimde. “Ufukta gözlerinle, yanındaki insanlarla konuşan heyecanlı sesinle sen.” O fotoğrafta tedirginliğini seziyorum ben. “Ya olmazsa. Yapamazsam.” Oysa gemileri yakmayı göze almadan yola çıkanlar hep yolda kaldılar. Bu dilini bilmediğin memleket tam da sana göre. Anlamaz, anlatmaz, anlaşmaz. Tedirgin. Geçtiğin yolları düşün. Dizini kanatan düşüşlerini. Fark edivereceksin. Öylesine dikkatsiz ve hızlısın ki lügatte sakar deniyor sıfatına. Hiçbir şey görmüyorsun. Etrafında olup bitenlere, yaşanılan hayata yabancılaşmışsın. Bir suluboya resmin ortasında sen figürü, geri kalanlar bulanmış. Suya batırılmış suluboya resim sende her şey. Hayata astigmat bakıyorsun. Dur/san, dur/ulsan. Uslansan. Oysa sen durdurulmayı bekliyorsun. Elini tutup, canını yakıp, kolunu çekip, dur/durulmak. Düş/ün/müyorsun. Bir düşün. Bu değil hayalin. Düşündüğün, hayal ettiğin, maruz kalacağın bir hal değil. Kendi yolunu kendin bulmalısın. Uzun bir yolda seni yürürken gördüm ben. Attığın her adımın, yolun yaradılış sebebi olmaya yetebileceğini de. Acele etme. Ayaklarının değdiği yere odaklan. Konuştuğunda karşıdakinin gözlerine bak. Ufka dalıp dalıp gitme. Tereddüt etme. Kendine gel. Kentini bul.

1 views

Bir yorum ekleyin