EYVAH MAKAMI


yol_ayrimi

Uzun yollar yürüyünce, unutuyor insan. Yerinde bir süre sayanın aklında hep o meş’um muamma var hâlbuki.  Geriye gideni anmayacağım.

İleri giderken insan, uzağa-ufka bakarken, omuzlar yukarıdadır, baş diktir. Uzun süre dik durmayı kibre eviriyor içimizdeki benlik. Kibir, biriktirdiğimiz mübarek şeylerin yerine dünyevi lezzetler yerleştirip bizi yoldan ayırıyor.  Yola çıkarken aldığımız dualar, eriyip gitmiş en değerli azığımız. Artık yazık. Birlikte yürüyemediklerimiz, yürekleri bizden ayrı düşenler. Çünkü yürümek hani, yürek kökünden geliyor. Önce yürekler ayrılıyor. Sonra yürümek’ler.

Uzun bir yolda yalnız yürüyünce insan, unutuyor, yola kimle, neden çıktığını. Yolu kendi için yaratılmış sayıyor. Ve her yolu kendine mubah sanıyor. Yolsuz kalıyor. Yolu bulmayı yanlış anlıyor. Yürümenin hakkını yiyor. Yürütüyor. Yol ayrımında yerinde sayanın aklında hep o meş’um soru. “Allah’ım ben nerde yanlış yaptım?”  O kavşakta kaybettiği yoldaşını beklerken aklına bin türlü şey geliyor. Önünde alınması zorunlu uzun bir yol. Bir yanda yanlışa düşmüş eski dost, bir yanda varılması gereken menzil. Sorular çoğalıyor. Belki döner diye yerinde bekleyeduruyor bir süre. Dostu, elleri dost eylemiş gürültüyle uzaklaşıyor. Ağıt vakti. Doğru yol üzerine yemin ediyor. “Yürüdüğüm yol yanlış ise Allah bir adım daha atmayı nasip etmesin.” Sırat-ı müstakim dualarında hala.

Yerinde bir süre sayanın harekete geçtiği an’a ben LA HAVLE vakti diyeceğim. Çünkü yola başlarken de aynı kudret sahibine yaslanmıştı. Yine ondan kuvvet dileniyor. Ama siz bu hale eyvah makamı deyin. Hiç durmadan yürüyecektir zira şimdi gidenler.  Geriye bakma vakti değil.

“Dost bi-vefa,
felek bi-rahm,
devran bi-sukün,
Dert çok, hemdert yok,
düşman kavi, tali’ zebun….”*

Sonra… “Eyvah makamı” uzaktan kulağına çalınıyor eski dostun. Yanlış yolda fakat ileride olmanın verdiği güvenle sesini yükseltiyor. Bağırıp çağırıyor. Korku salıyor. Korkusunu gizleyemiyor. Kibir bu, geri de dönemiyor. Oysa bilmiyor yanlış bir yolda bir adım geri gitmenin ilerlemek olacağını. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Şarkısının sözleri bestesine uymuyor. Kalbi dünyaya dalmış. Yalnız. Aldanmış. Etrafını AKbabalar salmış. AKlını yalan rüzgârları almış. Belki hiç olmamış, masalmış.

Şimdi böyle sert rüzgarlı bir yoldasın ey kalbim.Eyvah makamında. Mağarana çekil yeniden. Ashab-ı Kehfin köpeği kıtmir gibi ol. Yolda kal. Bağırıp çağırana aldanma. Sessiz ol. İnsan etten kemikten yapılmıştır ama söylediği kelimelerden de yapılmıştır. Sus. Kelimelerini şerre yorma. Kalp kırma.

Elinle, dilinle düzeltemiyorsan. Kalbini fazla yorma.

Gönül çalabın tahtı

Çalab gönüle baktı

Kim gönül yıktıysa

O iki cihan bedbahtı.**

*: Fuzuli

**:Yunus Emre

 

1 views

Bir yorum ekleyin