GÖYNÜM DÖNDÜ DÜNYADAN


goge

Sokaktayım.

Kaldırımlarda gözüm. Kaybolmuş bir şeyler arıyormuş gibi.

Rüzgar ense kökümde, “yorma kendini boşa” diye bir şarkı söylüyor.

Soğuktan taş kesilmiş ellerim. Ne yapsam boş, kalbim ellerime donmuş kan pompalıyor.

Hayret içindeyim. Şaşkın.  Nasıl oldu bütün bunlar. Ben gökyüzüne bakadururken, yeryüzündeki bu savaşı neden duyamadım. Hayır, bana bakan bu gözler nefret olamaz. İnanmıyorum. Şimdi gözlerim yerde. Yummak istiyorum. Yürümeliyim biraz. Açıyorum. Dayanılmaz. Kapatıyorum. Sanala bulanmış her şey. Yalana bulanmış. Anlam buharlaşmış. Algıya boyanmış her şey.  Anlayamıyorum. Algılayamıyorum. Bu yanılgı. Acıyor ruhum. Acıyorum her hücremle.

Halbuki benim çocukluğumda bu toprağın masalları bile ana kucağı gibi sıcaktı. Anaları toprak gibi şefkatli. Bu kardeşin(!) kardeşe(!) hain dediği mevsim rüya bile olamaz. Yine gözler yaşlıydı evet, insanlar plastik değildi. Kahkahalar istatistik hesabından sonra patlıyor bugünlerde. Ağlamalar kamera karşısında. Hikayeler silinmiş çoktan. İnsan hikayeleri yok. Sayılar kaldı sadece. İnsan, yani şu eşrefi mahlukat, ruhu olan, vicdanı olan, bir sayı olmuş. Ruhu sayılmıyor insanın. Sonsuz bir kayıp.  Kameralar önünde oluyor her şey, çekirdek çıtlıyor, çay içiyor izliyoruz. Kamera karşısında vuruluyor boynu insanın, stüdyolarda doğuyor. İnsanlar yüz yüze dönmeyi unutmuş. Olamaz. Göz göze bakmayı unutmuş. Olmaz.

Fısıltılar. Fısıltılar. NAS’ıl olur.

Ey insanoğlu ben hiçbirinizden değilim. Aynı çağda yaşıyoruz evet. Aynı havayı soluyoruz. Aynı dilin gramerinde konuşuyoruz ama kelimelerimiz başka şeyler söylüyor. Hiçbirinizden değilim. Pencerelerinizden bakmaya midem müsaade etmiyor. Bir kalbin bir kalbe bakıp gülümsediği masallar dinlemiştim. İnanmışım. Ben iyimser her şarkıya inanan çocuğu yirmi birinci yüzyılın. Yanıldım. Yalnız kaldım. Böyle iyiyim. Ellerinizi omzuma koymayın. Bırakın def olayım. Yeter ki uzakta.

Her şarkıya eşit uzaklıktayım ben. Her aksak ritme her şiire. Hiçbir şiirden değilim. Her kitaba eşit uzaklıktayım. Beni oraya gömün.

Her cemaate, tarikata, futbol takımına, her sivil toplum kuruluşuna, her partiye, her terör örgütüne, çağın her dinine eşit uzaklıktayım. Hiçbirinizden değilim. Bana çağın putlarının adıyla başlayan cümleler kurmayın. Neye tapacaksanız gidin benden uzakta tapın. Ne yapacaksanız benden uzakta yapın. Ne kadar sapkınlaşacaksanız özgürsünüz, istediğiniz kadar sapın. Bu çağdan elektrik alamadım ben. Şarjım çoktan bitti. Sizi görmüyorum. Şu soğuk mevsimde varacağım bir durak kaldı. Donmadan oraya yürümeliyim. Sesinize katlanabilirsem, şen kahkahalarınıza, kameralar karşısında dökülen yaşlara…

İnsanlık ruhunu kaybetti çoktan. En değerli şeyini. Farkında değil. Ellerinden telefonlarını alın fark edecekler her şeyi kaybettiklerini. Burada arada kalakalırsam, beni o sahile bıraksın çocuklarım. Siz sakın dokunmayın. Rüzgarın “boşa nefes harcama” diye şarkı söylediği. Göğe en güzel bakabildiğim o kıyıda denizler kabarana kadar göğe bakacağım. Belki dilim dönerse, hatırlarsam ritmini babaannemden duyduğum o ağıdın, hepiniz için son bir ağıt yakacağım.

“Ahır zamanın vahtı

Tez uyandım rüyadan

Dünya gözüme bahtı

Göynüm döndü dünyadan”

1 views

Bir yorum ekleyin