insan sevdiği zaman


Gelip geçiyor, biz gelmeden olduğu gibi biz gidince de var olmaya devam edecek ZAMAN. Bize bağlı olmadan. Durmuyor, kendi kuyruğunun etrafında koşturuyor. Yoruyor. İz bırakıyor. İz bırakmamızı istiyor. Hayat film şeridi. Başrolde film şeridinin ta kendisi. İnsan misafir oyuncu. Bir sonraki sahnede varlığı meçhul. Hayat film şeridi, kopuyor bir yerden. Biz, bil-e-miyoruz. Biz bile mi diyoruz. Ben de mi?

İçimde melankolik kemanlar ağlıyor ben “ZAMAN” dedikçe. Orhan Gencebay söylüyor hep şarkıları. Sözlerini unuttuğum şarkıları var zamanın… “Elveda” geçiyor; “neden”, “belki”… Hiç bir anlam veremiyorum. Yabancı bir filmi anlatıyor anlatıcı. Sessiz sinema. Ne kaç kelime olduğundan haberim var ne de cepte kelimem. “ZAMAN” deyince duruyorum, bir sis perdesinin üzerine yükselmişim ayaklarımın değdiği yeri göremiyorum. Yürüyeceğim yolları göremiyorum. Geldiğim yollar parçalı bulutlu.

Zaman, alnımın ortasına şaşakaldığım bir mimik çizen makyöz. Yoldan gelip geçen herhangi birini oynadığım bu filmde repliğimi unuttum. Şaşakalışımın makyajını eziyor bendeki gerçeği. Rolümü yaşıyorum. Makyaja gerek yok. Yoldan geçen biri için fazla bu maskeler. Zaman derin izler bırakıyor. Tek nefeslik repliğimi bile söyleyemedim, iz bırakmak neyime. Her şeyin bir zamanı var diyorlar. Öyleyse kabahati yok zamanın. Gülmenin zamanı var, ölmenin zamanı var. Tutmazsak onun elinden, her şey darmaduman. Teslim olmazsak hızına arapsaçı, karman çorman. Biliyorum düzelecek her şey; “İNSAN” “SEVDİĞİ” “ZAMAN”.

1 views

Bir yorum ekleyin