KALE


c2

Kale. Senin duvarların var. Yaklaşılmıyor. Girilmiyor avluna. Sırtını toprağa yaslamışsın gözün gökyüzünde. Neden? Yakına bakmaya korkuyorsun. Emek demek, “değmez” diyorsun. Hipermetrop kalbin yakını göremiyor. Huşu içinde uzaklara manasız bakıyor ve yanında kimseler olmadığı halde hikayeler anlatıyorsun. Seni kimseler duymuyor. Gezegenlerin yörüngesini, kara delikleri, gaz bulutlarını, zamanı…Akıp giden resimlere dair kurulmuş kuramların hepsinin az sonra değişiverceğini bildiğin halde ıslık çalıyor aynı nakaratları tekrarlıyor ve uzağa bakıyorsun. Bak. Bakmalısın da.

Göze alamıyorsun göze bakmayı. Orada ne göreceğini tasavvur ediyorsan ondan korkma. Yakın bir göz en güzel aynadır. Kendini görmekten korkuyor ve uzağa bakıyorsun. KORKMA. Bir eli tut. O eli ısıt. Bir ses ver. Bir sese yankı ol. Dokun. Dön bir yıldızın ekseninde. Yerinde sayma. Döndükçe evreni daha iyi anlayacaksın. Bu sonsuz boşlukta yapayalnız kalıyorsun zaman geçtikçe. Zaman durmadan geçecek. Uzak diyarlara dair anlattığın hikayeler boşlukta kayboluyorlar. Sesini duyacak kimse yok. Görmüyor musun? Yalnızlığın kara deliği hislerini yutuyor. Kör oluyorsun. Makinalaşıyorsun.

Yıldızları sayma. Anlamı yok. Sen sayıları bende bitirdin. Bölündün milyon kere onu da yitirdin. Galaksilerin haritasını gömdün toprağa. Haritasız yola bakıyorsun. Sanki bir adım atsan kaybolacaksın. Varmış gibi. Bir elden tut, yol senin. Bir adım. Bir adım daha. Bir köşe başında kaybol onunla. Belki bulursunuz. Bulunursunuz belki.

Ama sende her şey kontrol altında. Adımlarının boyu, cümlelerinin tonu, hergün geçtiğin yollar, termodinamiğin yasaları, uzak yıldızların yörüngeleri gibi sabit. Böyle olmamalı. Bir kafanın içindeki kimyayı aramalı insan. Yeryüzü sularının insana etkisini. Bir kalbin bir kalbe değmesinin evreni anlamakla bir ilgisi olduğunu…Onsekizbin alemin sırlarını bir insanla konuşarak öğrenebilirsin. Bir insanla susarak da öğrenebilirsin. Yarım bile değilsin böyle yalnız başına.

Kale! Yık duvarlarını artık. Zamanı geldi geçiyor. İçin darmadağın biliyorum ben. Ben de başka bir galaksiye bakarken darmadağın olmuştum. Ama için böyle perişanken yiğitliğe söz söyletmemek için omuzların nasıl da dik duruyor. Kalbi toprağa gömmüşsün çoktan. Yere baksan anlayacaksın. Bakamıyorsun. Harabesin. “Yıkıldım” desen içindeki cevher parıldayıverecek. Sen kimseyi görmesen de belki biri seni görecek.

Kale! Harabenden nem kokuları geliyor. Duymuyor musun? Reddetme. Beyninin içi yankılar vadisi. Bastırmak için daha yüksek sesle konuşuyorsun kendi kendinle. Seni anlayacak kimse kalmadı. Yalnızlığın karadeliği bütün iyi hislerini yutuyor. Karamsarlık hücrelerini ele geçiriyor. Seni kendi rengine boyuyor. Kayboluyorsun.

Kaybolma. Ulaşılabilir izler bırak. Ayır gözlerini bir süre gökyüzünden. Sonra bir sevdiğinle bak. Bırak rüzgar duvarlarından içeri sızsın. Belki de böyle daha kolay yıkılırsın. Gafil olma ayaklarının değdiği yere bak. Yakınında sana gülen gözler bulacaksın. Bırak o gözler sana daha yakından baksın. Dokun toprağa. Boş ver parmaklarının uçları yansın. Kale… Yık duvarlarını artık. Kale. Sen, insansın.

1 views

Bir yorum ekleyin