kuyu/uyku


Kimsenin olmak isteyemeyeceği bir yerdeyim. Görünmeyen, yok denecek kadar azalmış. Merhaba’ya da Elveda’ya da uzakta. Yüreğimde koca bir çukur büyütüyor zaman. Her şey sığabilir içine. Ne eklesen azalmayan, belki daha da derinleşen. Yokluğum böyle doğdu işte. İçinde böyle büyük bir boşluk varsa insan nasıl var olabilir. Hep bir bağla sabit ayakları. Gözleri karanlığa alışamamış. Kimi duyabilir ki, kuyuya dolan rüzgarın uğultusu silerken bütün sesleri. İçime esen rüzgarların iki hecesi bir sırrı fısıldıyor gibi pür dikkatim. Hûûûû…Veeee… Körüm, sağırım, dilsizim. Yokum. Canım yanıyor, kanıma yayılıyor zehri her an yeniden batan okun. Siliniyorum. Hiç olabilmek için duadayım için için. Hiçim, belki hiç oğlu hiçim. Derin bir kuyuyum, sonsuz bir boşluğa gebe içim.

Bir kuyu kendini aynada görürse ne olur. Gökyüzünden uzaklaşır.  Semadan uzaklaşan, yeryüzünün derin kuyularında saklanmaya razı olmalıdır. Kuyu, daha derin bir kuyuya düşmüş. Uyku içinde uyku. Rüya içinde rüya. Arz: arıza. Derinlik, çok da matah bir şey değil. Kulağına fısıldanan sesi daha geç yankılıyorsun. Daha yavaş anlıyorsun yanıldığını. İçinden çıkamıyorsun işin. Düşünce, derin. Tabiri edilmemiş bir rüya, düşen derin kuyuya. Çıkabilse içinden kendi tabirini yaşayacak belki. Çıkamıyor. Derin bir uyku hali. Zihin uykuda. İs karası, duman tadı, nem kokusu, kuru rüzgarlar ve uğultuları. Beş duyusu beş kere beş kör bir halde. Birinin göremediğini diğeri duyardı bir zamanlar. Boşluk duyuları da silmiş lügatlerden. Kelimeler de kuyuya düşmüş. Anlamlarını kaybetmişler çoktan. Hangi kelimenin hangi manaya geldiği bu boşlukta meçhul. Rüya bitecek: ümit. Anlam arayan adam kavuşacak belki yeniden anlamlarına: dua.

Boşluğun canına kıyamazsın duayla. Daralan bir kuyuda ümit abes. Nefesin de daralıyor. Kelimeler azalıyor. Dua edecek sözün de kalmıyor, ümit edecek sesin de. Unutmak istemeyeceğin birkaç isim dilinde…Ne yaparsan yap, silin[ecek]…Meçhul bir zaman diliminde…Ruhuna susmayı fısıldayan rüzgarlarla baş başa… Düşe kalkamaya…Daldığın düşte kalmaya meyilli…Unutkanlık perdesiyle saklanmış…Dibin de dibinde. Derinliğin dizinin dibinde talebe…Sus-kun…Öğrenirken sorduğu bütün soruları unutmuş…Terbiyeden mahrum kalmış bedenini uyutmuş…Dokunmanın ellerini kurutmuş…Uyanınca duyacağı tabirleri düşünekalmış… Her şeyi unutturan bir boşluğun düşüne dalmış…

Uyuduğunu bilen, uyanmak isteyen, rüyada kalmaya devam eden bir bedenin sayıklamaları yankılanıyor derin kuyularımda. Sözlerin hiçbir anlamı yok. Tabiri caiz değil düşüncelerin. Biliyorum bu boşluk hiç dolmayacak. Biliyorum; ne istesem, o olmayacak. Cümlenin yarısına geldiğimde kesilecek lügatin sesi. Aldığım bir nefes içimde kalacak bir gün. Veremeyeceğim. Biliyorum, uyanacağım bu boşluk rüyasından… Hiçliğe hiçbir zaman eremeyeceğim…”Var” diye tabir edileceğim. “Yok” diye bilineceğim.

1 views

Bir yorum ekleyin