LA’L


Her cümlemde redif olan adının adımla yarım kafiye olduğunu fark ettim peş peşe söyleyiverince. Elimde kalem, adımı yazdım durdum, “nun” desem,  dağılıp gideceğim. Alt alta yazmaya içim varmadı. Yan yana yazınca satır dolmadı. Bir “şey” eksik. Bir şeyler ters. Seslendiğin yerde olamayacak bir adın ağzında ekşimesi, beyin fırtınası nasıl buna denmiyor. Beynimde tufan.Bir film sahnesinde bastığı yer çökerken hızla koşan kahramanların yazgısını anlıyorum. Duramayış. Attığı her adım bir adım önceki zemini derin bir uçuruma yuvarlıyor. Dursa, kendi de düşecek. Dur-sam mı? Şaşırdım  kaldım. Sustum, bir ufka daldım. Bir boşluk büyümeye başladı susuverince. İçine her şeyi alabilecek bir çukura dönüştü ruhum. Heveslerimi yuttu önce, kelimelerimi. Ümitlerim boşluğun uçurumunda gezinen sarhoşlar gibi, ha düştü ha düşecekler. Planlar, hatıralar, cümleler, iştihalar… Koşar adım atlıyorlar ne görkemli intiharlar. Sayılar, çizgiler, renkler, kokular… Bütün hikaye. Bir bulut yağsa boğulacaklar hepsi. Toprak ne büyük bir nokta. Onla başlamış, onunla bitiyor hikayelerin cümlesi. Başlarken de biterken de duyulan ağlak bir keman sesi.

Ruhumun toprağına büyük bir çukur açılırken,” belki,” dedim “bir ağaç dikerim, meyveleri olur.” Olan oldu. Tufan… Kırılmalar mezarlığına evrildi o koca çukur. Toprağa açılan çukuru toprakla kapatırsan belki başlatırdı başka bir hayatı.  Gök gürültüsü, sağanak. Çukura atılan her şeyi yağmurlarımla boğdum. Ah erol! Hala bir avuç toprak atmayı öğrenemiyorsun gömdüklerinin çukuruna. Sessizlik böyle doğdu yeniden. LA’dan, LA’L. O da adıma kafiye olmaya meyyal. Kaç adım daha var noktaya. Zaman çıldırtan bir meçhul. Beynimi damla damla eriten mefhum. Sorularıyla cevaplayan, her sorumu. Boşluğa koşar adım gittikçe, uzatıyor hayat, yolumu. Bitse de düşsem içimde büyüyen ve dolmayan çukura. Dursam biter mi hikaye, durmadan bilemeyeceğim. Benimki içsel bir paradoks, ölsem kendi içime gömüleceğim.

“Beni bir dağ köyünde yüksek bir tepeye gömün” demiştim, içimdeki boşluğun canını yakmayacaksa. Bir boşluğu yüksekte tutmak gerek diye düşünmüştüm, cümle bitse de hatıraların cümlesine saygımdan. Yankısı duyulur belki. Yankısı süren söz bitmiş sayılmaz. Sonumu boşluğa atsam belki de kaybolacağım. Bitmiş bir kitaba yeniden başlar gibi, altını çizdiğim bütün satırları yeniden okuyacağım. Bir filmi yeniden izleyeceğim. Belki de sadece bir sahnesini. Takılı kalmış plak gibi, iki hecesi duyulan sonsuz döngü. Nefes alır veremez gibi. Boğacak. Boğacak. Boğacak. Belki bu sonsuz tekrarların bir yerinde yeni bir hayat doğacak. Nun, öğreneceğim. Bir kalem bir adı baştan diğerini sondan yazacak. Ortasında kalacak hikaye, bitmeye de başlamaya da eşit uzaklıkta. Sonsuzluk da bir çukur, yarım kalan hikaye de. Bitmiyor biri, dolmuyor diğeri. Takılı kalmış plak, cızırtılı bir keman sesi ve yanında nefes alır verir gibi iki heceli bir söz. Sanki son söz. Bende sonsuz.

1 views

Bir yorum ekleyin