mektubu sonsuz okumak


sonsuz

Bu mektubu şahsen, bizzat, bir mektuba yazıyorum. Mektubuma. Adını bir görgü kuralı gibi taşıyorum diye, bir güvercine hürmeten, sana “mektup” diyorum. Geç kalan ama manası erken gelen demek olan, çelişkili bir mektup. Hani küçük bir lacivert zarfı harabede unutturan. Sonra bana taşıyan. Hatırına gemiler yakmayı göze aldığım, batıdan doğuya, ezelden ebede, siyahtan beyaza kadar her şeyin kendisini hatırlatabildiği canım, ciğerim, mektubum. Ben bu dünyaya mektup okumaya yollanmışım. Gözlerinden, susuşundan adresime yollanan her mektubu öpüp alnıma götürüyorum.

Yazıldığı gibi okunmuyor bazı mektuplar.  Olsun. Bazıları yazılmış, okunmamış, gidiyor.  Yazık oluyor mektuplara.

Her yeni sayfada binlerce şükür satır aralarında. Mektubumu bitirmeden, sevgili mektubum, gözlerinden öpüyorum.

Belki her kelimeye onu oraya yazanın demek istediği manayı veremiyorum. Aklımın odalarında deli rüzgarlar esiyor bazen belki. Hani şimdi kessem yazmayı, sussam sonsuz, ne demek istediğimi anlarsın mesela. İşte öyle bütün manaları birbirine karıp, katıp, adını söylüyorum.

Üzerinde adım bile yazmayan bir zarfı üzerime alındım. Öptüm kokladım kalbimin üstüne koydum. Sonra bismillah deyip, açıp okumaya başladım ey sevgili… Kalp her mektuba dayanmıyor.

Bir kelimen yetti. Katladım o vakit. Kalbimin üstüne koydum tekrar. Yankı, yankı, yankı. Taşımak zor. Susuşunu hayra yormak için bir mektubun imtihanından geçirdim kalbimi. Yürek dayanmadı. Gönlün kırılmasın diye bir kelime daha okuyabildim sonra. Ruhun da kırmızı çizgisi var. Geçemedim öteye iki kelimeden sonra. Düşündüm, ben okudukça büyüyen ağırlaşan bir mektubun hamalı olmak bile yeter diye, kalbimi verdim. Kölesi oldum. Hürriyeti buldum. Sussam… Beni hala anlar mısın? Mektubu bitiremezken, bahane işte, hürmetle gözlerinden öpüyorum. Aşktır mektubun bahanesi.

Mektubu sonsuz okumak…. Yapmak istediğim tek şey işte bu şimdi….

1 views

Bir yorum ekleyin