نور (Nunvera)


 

 

Adsız

 

Öyle gelip geçiyorken hayat, ömrüm ayağıma takıldı, ne çok düştüm, ne çok düşler gördüm.  Biri sendin. 

Çok bekledim. Hoş geldin sahnesini kafamda defalardır kuruyorum. Kusurlu hep. Elim ayağıma dolanıyor,  dilim dönmüyor. Başım. .. Oysa adının her harfinin hikâyesini ezbere biliyorum.  Adın, her duyanın hikâyesini de soracağı. Belki bana kızacaksın.  Defalarca aynı sözleri söylemen gerekecek insanlara benim yüzümden. Hepsini göze alıyorum.  Sen, Nuh’un(a.s) gemisine yol gösteren balıksın benim hikâyemde.  Yeni bir dünyanın alametifarikası.  Bir işaret fişeği. Dünyadan beklentisini sıfıra indirmeye çalışan bir adamın gönül kayması. Yanından çoktan geçip gitmişken, durup dünyaya bakışı. Durakalışı. Duraklayışı. İnşallah, duruluşu.

Rakımı yüksek bir yerde durmalı Sefinesi Nuh’un diye olabildiğince yükseğe bakmalı bakış. Uzağı görmeli görüş. Ne kadar zor. Gelişin adıma bir sıfat eklemiyor evet. Gel gör ki, omzum bu yükü kaldırsın diye dualarıma yeni dualar ekliyorum.  Ne hoş ki dua vaktinde geliyorsun. Gülümsüyorum. Hoşgeliyorsun.

Nun. ( ن)Sevgilinin kaşı ve gözüne benzetilmiş.  Bir kadının adının Nun’la başlaması gerekiyor diye düşünmüştüm yıllar önce “nun masalları”nı okurken kendimi oradaki hattatın yerine koyduğumda. Nihade’nin nunu, Nazan’ın nunu, Nilüfer’in, Nagehan’ın, Nihal’in, Nuran’ın…Nur’un nunu. Annesi nur ise, ömrümün nur’un ala nur’u.  Ne çok güzel hikâyede ne çok güzel kadın vardı, hepsinin kaderinde aynı nun harfi vardı. Güzelliği hep nun’la anlatmış şairler. Adının önüne böyle bir nun harfini kondu.  Yan yana yazılınca adın birden nur’oldu.

Nun, bu dünyaya başka bir âlemden yansıyan hece, bir zengin kafiye… Harfi mukataa. Sarsak ömrümün anlaması gereken muamma.

Vera, bahar, neden, yaz, gerçek,  öteler, olmak, inanç, takvanın en üst derecesi ve yaşadıklarınla senin yazacağın yepyeni manalara geliyor.

Nunvera…

Ömrümün  Nirvana’sı.

Dünyaya geldim, ruhumun heykelini dikecektim.

Yerlerde süründürüyorum ruhu.

Elime kalemi tutuşturdu kader. Hiçbir şey yazamadım.

Kendimi bir kaleye hapsetmişken kalemi tutuşturdu vicdanım.

Bu yangının orta yerinden turuncu bir mektupla çıktım.

Sonra adıma bir sıfat eklendi, bir oğlum oldu.

Şimdi onun adına bir sıfat ekleniyor.

Bense yolun çoğunu yürümüşken, elimdeki kalemle bir nun çiziyorum kalenin duvarına. Kün ile olmuş bir dünyanın oluşuna bir nunla kafiye düşürüyorum.

1 views

Bir yorum ekleyin