mektup içinde mektup. okudukça derinleşiyor. her cümle bir cümleyi işaret ediyor. cümle’min cümlene selamları var. ben de varım içinde, şelale var, ayışığı var, ekim var, gece var. 1 views

ayna içinde ayna



Kulağımda sesler yankılanıyor. “Altı oğlunu yuttuğunuz Bir babanın yedinci oğluyum ben/Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden.”  1 views

ötesini söylemeyeceğim





            -Oğlum Muhammed Said’e   sen ve ben oğlum 1 views

oğlum




  Gel /Bir teknem var / Kıyım yok./ Kabul edersen 1 views

inziva


Ben insanlara son sözünü çoktan etmiş biriyim  Gitmeliyim  1 views

gitmeliyim



   -Babam Halil Şahin’e   Hastane koğuşlarının ağır limon-tütün kolonyası, amonyak karışımı kokusu… Sararmış beyaz renkler. 1 views

babam


Gelip geçiyor, biz gelmeden olduğu gibi biz gidince de var olmaya devam edecek ZAMAN. 1 views

insan sevdiği zaman


  “…kalbinin ritmi bir mektupla nasıl da değişiveriyor. Heyecanın zirve yapıyor bir zarf tutuşturuluverince eline. Sen mektuba âşıksın.”   1 views

mektup



Bir sabah rüzgarında saklı sözlerim. Ya da susuşum demeliyim. Kimse duymuyor çünkü sabah rüzgarını. Bad-ı saba. Haydi es. Griden sarıya dönerken vakit sessizlik de bütün susuşunu sese devrediyor. Bütün şehirler uyanıyor. Hareket. İşine, okuluna, evine, ayrılığa, uzağa, yakına. Hızla. Dur. Dur-maz, çarklar asırlardır böyle dönüyor. Caddeler kalabalıklaşıyor, parlak bahar günleri, […]

ES


“İnsan hep böyle. Unutulunca, Mevsimler kış. Yılkı atları gibi yalnızız kalabalıklarımızda. Kim bilir kimlerin kışına rüzgar taşıyorsun donmuş kalp. Belki bir tebessümün bahardır. Susma, konuş belki mektup yaz. Küçük görme kendini. Her gün değil mi ilk gün. Değil mi son, aynı zamanda her ilk olan. Bu sonbahar, ilk. Bu ilkbahar […]

yılkı


Geldin, yaşadığım çağdan geçtin. Ben seni yüzün yerde hatırlıyorum. İçimde bir kentin yağmurunda şemsiyesiz. Islanıyordun. Uslanmıyordun. Yağmur yağıyordu. Şemsiyen yoktu. 1 views

yordun



Anladım ki, aynı düşü defalarca gördüysen, uyanmak imkansız ve yaşamak iki düş arası bir bekleyiş. Korku-ümit arası. Yaşamak da bir yere kadar oyalayabiliyor insanı. Bir adım ötesine mecalin kalmıyor. Kanayan dizine dalmak çocukça. Başkasının dizini kanatmak da neyin nesi. Kısa manasız cümlelerle geçiştiriyorsun konuşmalarını. Anladım ki yetmiyor. Hayat. Bu bitti. […]

anladım ki



“24.10.1994 şehre yağmur kılığında yağan ne?” 15.3.2011 21:44 1 views

O/da



Seversem çenem düşer, Kızarsam kızdırırım. Nefret edersem uzaklaşırım. Korkarsam kaçarım. Üzülürsem susarım. Beni susturma, sana şarkılar ezberlemişken. 4.2.2011 0:31 1 views

Miş’ler…Di’ler…kalsın.


-sayıkladığımdır- 26.12.2010 12:50 1 views

biraralık


Ufukta bir noktayı göstermek için bırakıyorsun kolumu. Göremiyorum. Körlüğüm kararıyor. Gözlerim kararıyor. Dünya biraz bulanıyor. Koluma giriyorsun, içimin bütün ışıkları yine sen gibi beyaz yanıyor. “Yağmur yağmak üzere” mi diyorsun, “Yağmur yağmaz bu gece” mi anlayamıyorum. Kulaklarımda uğultular artıyor. Uzaklarda bir yerlerde, bizi mi alkışlıyorlar. 26.12.2010 12:43 1 views

ayçiçek tarlası



“Ne’n var senin” diyor titrek bir ses. Hep aynı ton konuşuyor bu tropik ağustos gecesinde. Susuzluktan dudakları çatlamış, boğazı düğümlü. Bakıp susuyorsun, sanki ilk harfle ağlayıverecekmişsin gibi. “Susma!” diyor, “korkuyorum. Sanki uzak bir yere gidecekmişsin de seni özleyecekmişim gibi…” 19.8.2010 2:41 1 views

Sanki uzak bir yere gidecekmişsin de seni özleyecekmişim gibi


Şehirlerden geçiyorum, isimlerini gizliyor içimdeki küffar kul. Hangi yangını gizleyebilirsin ki. Hiçbir şeyi okumayı beceremiyorum. “Ne güzel” bile diyemiyorum. Bakmayı öğrenip unutanların körlüğüne bulamışım gözlerimi. Gözlerim, kulaklarım çamurla dolu. Ne görebiliyorum, ne duyabiliyorum. Vicdanım kısık, kendimi kendime duyuramıyorum. Bilenle bilmeyen, hatırlayanla unutan bir olmayacak. Şehirlerin şehrindeyim yıllardır. Çığ altında kalmış […]

Belki de hiçbir şey bilmiyormuşum


O yağmurlu gün de öyle bir haldeymişim işte. Temmuzun son pazartesisi. Eski bir hikayenin kırk yıllık kahvesinden kalan tadlarla, yürüyormuşum. Belki Kadıköy vapuru kaçmak üzereymiş. Belki hayatın tadı kaçmak üzereymiş. Bir sitem çiçeği açmak üzereymiş. Bilememişim. Sen peşimden gelmişsin, ıslanmışsın, sitem etmişsin. Benim hiç haberim olmamış. 30.7.2010 15:07 1 views

senin hiç haberin olmamış



Sen bana bakma. Böyle duvara karşı, içime dönük saatlerce durabilirim. Dünyanın gölgesi düşerken dünyama, sen buna gece diyorsun, ben o kalbime kafiye renkte kendimi zincire vurabilirim… 19.7.2010 16:14 1 views

sen bana bakma


Ben O’nda seni bulduğum için O’nu daha çok seveceğim, O, sende cenneti bulduğu için seni daha çok sevecek. 25.6.2010 17:30 1 views

Sen’i beklerken


Ben o derin hüzün anlarında, derdimle baş başayken, susuyorken, kentimin laciverdine dalmışken, sorma bana hiçbir şey. Ben hikayemdeki yiğit gibi ölüyorken, sen bilmeden ölme. Ben derde müptelayım, durur durur susarım böyle. “Beni susarken bölme.” 21.4.2010 11:51 1 views

beni susarken bölme




“Sen ellerini çiçeklerden toplamışsın büyük rüzgarları sevmenden belli oluyor.” 12.1.2010 21:34 1 views

büyük rüzgarlar


Az sonra bozulacak bir büyünün tadını çıkarıyor gibi, omuzlarındaki ağır bir yükü atmış gibi, koşuverecekmiş gibi…Kendisi gibi…”Ah!” diyor şehre…. “Eyvah!” diyor şehir… “Yok…” diyor şehre sanki çok sevdiği birini düşüncesiyle üzmüş özür diler gibi. “Eyvallah” diyor şehir… 20.12.2009 12:20 1 views

Eyvallah



Sonra, anlatılamayacak olanın yazıda yeri geldi. Yazıcının elleri kalbinin söylediklerine inanamadı. Yazamadı, içinde yıllardır varlığına inandığı nehre dair cümleyi… Sustu kaldı. Bakışını göğe yükseltti ve kendi içine daldı. 20.11.2009 19:00 1 views

…son/su…


Son kez yine yağmurun altında, nefesimin buharının çizdiği resimlere bakıp hayranlıkla yürümek istiyorum gecenin ıssız sokağında. 30.10.2009 10:54 1 views

yağsana


Unuttuğum yalan. Sakladım. Evet; kendimi kelimelerin sana çağrıştıracaklarının eline teslim edip böyle diyorum özetle: Sustumsa, sakladığımdandır. 23.10.2009 21:08 1 views

sakladım



“söz”, desem, gelmenin yalnız bana yola bağlı olduğunu sanarak..GELEMESEM. 2.10.2009 10:19 1 views

ferman


susmalı… her söz beni darağacına taşıyor… 28.8.2009 0:25 1 views

susmalı


Beni fethetmek için ya bir şanlı ordu ol ya da güzel bir kumandan. Paslı bir silahla, kesme yollarımı. Ben İstanbul, sen serseri mayın. Yollarıma dolanan. Onlarca kapım var, sen bende duvarlara tosluyorsun. 26.8.2009 1 views

İstanbul seni kaybetmiş







yaktım bütün mektuplarımı bugün muhteşemliğinle övünme unutulmayacağını düşünme terkedildin çoktan sevgili dün. 4.8.2009 0:06 1 views

mektup yangını