Son Defa Yerine Çok


Sana yazılmış bir mektubun zarfını açamamak. İçinde yazanların sonsuzluğu. Sakladığı kokular. Hikayeler. Hayat. Ümit. Asıl bu, bir mektubu sonsuz okumak. Okuyamamak değil. Aynı sese binlerce şarkı uydurmak. Her şarkıya yakışan bir sese, her yeni şarkıyı söyletmek. Aynı renklerle her an yeni bir tasvir. Bir intiharın ardından yazılmış geri kalanlara hayatın labirentlerinden bahseden kahırlı mektuplardan değil. Her şeyden habersiz, herhangi bir günden bahseden, sabah uyanışından, belki kahvaltının o eski tadını kaybedişinden, dışardaki bahardan, gelecek güzel günlerden bahseden. Güzelbahçe postanesinden yollanmış, çıkışta çarşıya uğrayıp yeni bir zarf alınacak ve bir sonraki mektup için kelime süzmeye planlı bir mektup. Hayat dolu. Açamıyorsun. Orada “ Yeni Hayat”ın içinde duruyor. Dışının pürüzsüz cildine, düzgün dizilmiş harflere bakıp durduruyorsun zamanı. İçerden sızan ışık günlerce yetiyor. İçin aydınlanıyor. Zihninde muhteşem sahneler. Gözlerinde özlemin derinliği. İsimler, isimler, isimler…

Her sesleniş okunmamış bir mektuba cevap oluyor. Seslenemiyorsun, başkaları duyacak. Birikiyor, birkaç damla sızıyor. Yazmıyorsun. Yazınca kendine kızıyorsun. Sızıyor, sızlıyor.  Sahibinden habersiz başkalarının okuduğu her mektubu yazdığında büyük bir kabahat işlemiş gibi hissediyorsun. İçinde emanet nefesler azalıyor, hayat buruk.

Ya sen? Sana her yazılan mektubu okudun mu? Hayatın başköşesine koyduğun her cümlesi senin için yazılmış bir mektup yok mu okumadığın? Neden yadırgıyorsun? İnsan okumamaya meylediyor hep. Aldatan ses, “okuma” diyor. Okunsun diye yazılmış mektuplar okunmuyor işte, dünya bir hapishane. Her “Yeni Hayat”ın içinde sana yazılmış okumadığın bir mektup. Bir bahçeden bahsediyordur belki, belki ümitli cümleler vardır. Belki bu burukluk sadece ondan. Emanet nefesler azalıyor. Yağmurlar yağıyor okumayan cisimlerimizin üzerine. Her damlada yazanın gözleri. “Okusan” der gibi.

Bir gün açılacak her mektup. Belki içinde hayatımızla karşılaşacağız. Her yeni an, yazılan her “Yeni Hayat” kendimize yazılmış, yaşarken göremediğimiz, yaşayıp unuttuğumuz anları anlatan  birer mektup.

Bu sabah, o solgun sarı zarfı açamayacağımı bilerek “Yeni Hayat”a başladım. Uzun yolculuklar gibi ağır bir griliği örüyor içime zaman. Bunu beş duyu organımdan fazlasıyla hissediyorum. Son defa yerine çok yazılmış bir mektubu taşıyorum içimde. Son defa yerine çok okuyorum ezbere bildiğim sözlerini. Her harfi emanet nefesimi ağırlaştırıyor. Nefes alamıyorum. Alsam, veremiyorum. Kendimi Yeni Hayat’a veremiyorum.

1 views

Bir yorum ekleyin