yılkı


“İnsan hep böyle. Unutulunca, Mevsimler kış. Yılkı atları gibi yalnızız kalabalıklarımızda. Kim bilir kimlerin kışına rüzgar taşıyorsun donmuş kalp. Belki bir tebessümün bahardır. Susma, konuş belki mektup yaz. Küçük görme kendini. Her gün değil mi ilk gün. Değil mi son, aynı zamanda her ilk olan. Bu sonbahar, ilk. Bu ilkbahar son.”

 

Bu kış son mu? Ağır soru. Sordum. Kederden ağır kelimeler. Susmak da beter. Sıkıldım. Attım dağa, taşa, kara kışa ruhu. Uçurdum. Sürçer insan, ben de sürçtüm çokça. Düştüm. Kanadı dizlerim. Kırıldı kolum kanadım. Ayak altında dolaştı uçurum. Kendi suçum bu. Hadi ruhumu uçurun. Yalnız kaldım sık sık, bir başıma bazen. Bazen hiç yalnız kalamadım. Kalabalıktım. Hep adını mırıldandım. Özledim.
İçimden şarkıları geçti uzakta bir şehrin. Susturdum. Yalnızlık çok yankı yapıyordu. Dayanamazdım. Kendi gölgemden korktum. Kendi sessizliğimden de. Neden her susan korkutuyor artık beni? Sor-dum. Zor-du. Sustum.
Yıldım. Şehrin en dağ başında kara kışa bıraktım ruhu. Yılkı atı misali. Dönmez geri. Baharı getiremez. Seni arar. Yıkılabilir her köşede. Kar yağar. Üşür. Kendi ayak izini başkası sanır. Ümitlenir. Ye’se düşer. Karakışın ortasına kadar. Donar kalır. Yıkılır, yılkı atı. Silinir karda izi. Unutulur adı.
İnsan hep böyle. Unutulunca, Mevsimler kış. Yılkı atları gibi yalnızız kalabalıklarımızda. Kim bilir kimlerin kışına rüzgar taşıyorsun donmuş kalp. Belki bir tebessümün bahardır. Susma, konuş belki mektup yaz. Küçük görme kendini. Her gün değil mi ilk gün. Değil mi son, aynı zamanda her ilk olan. Bu sonbahar, ilk. Bu ilkbahar son..
Şu dağın ardı bahar. Eriyor karlar. “Yürü”. Pes etme. Çıkamazsın bahara, yıkıldın. Yılkıydın. Gözden düştün. Gözden çıktın.

1 views

Bir yorum ekleyin